Depresyon gerçek bir hastalık mı?

Dünya Sağlık Örgütü, küresel çapta 322 milyon kişinin depresyondan muzdarip olduğunu tahmin ediyor. Bu sayı son yıllarda daha da arttı. Modern çağın hastalıklarından biri olarak nitelenen depresyon nedir? Uzmanlar bir konuda hemfikir: “Üzgün ​​olmak, zor zamanlara verilen normal bir tepkidir ancak genellikle zamanla geçer. Depresyon ise farklıdır. Nükseder ve tedavi edilebilir”. Peki, depresyon nasıl fark edilir? Nasıl geçer? Depresyona karşı kendiniz neler yapabilirsiniz? Antidepresan almak depresyonun hangi aşamasında gerekli? Uzmanlarla konuştuk.

İnsanlar depresyona karşı ne yapabilir? Psilolog Antonia Errazuriz durumu şöyle açıklıyor.  “Üzgün olmak zor zamanlarda verilen normal bir tepkidir. Bu anlaşılabilir bir durumdur, ancak genellikle üzüntü biraz zamanla geçer. Şiddetli semptomlara neden olabilen kendinizi nasıl hissettiğiniz, nasıl düşündüğünüz, günlük aktiviteleri nasıl idare ettiğinizi etkileyebilecek bir duygu durumu bozukluğundan bahsediyoruz. Ve tıp camiası, bunun bir hastalık olduğunu tespit edebilecek belirli teşhis metotlarına sahip. Depresyon ise faklıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı, depresyonu önlemeye ve tedaviye etmeye yardımcı olur. Bu kanıtlanmış bir şey. Daha az çalışmak, daha sağlıklı beslenmek ve fiziksel aktivite gerçekten önemli.”

Günümüzde terapistler teşhis koyarken birinin kendini ne kadar kötü hissettiğine, yeme ve uyku alışkanlığının bozulup bozulmadığına, günlük işlerin ne kadar iyi işleyip işlemediğine bakıyor.

Psikolog Antonia Errazuriz, “Eğer bir toplumda bunların hepsinin akılla ilgisi olduğu ve bunun gerçek bir hastalık olmadığı gibi yaygın bir inanış varsa o zaman insanların ihtiyaç duydukları tedaviyi almaları engellenmiş olur.”

Sadece bazı özellikteki kişiler mi depresyona girer? Bununla ilgili görüşler ise şöyle. Zeynep Hindistan, “Herkes girebilir, o nedenle diğer herhangi bir fiziksel hastalık gibi normalleştirilmesi gerekiyor.” Augustina Arjantin ise “ Kimsenin bilinçli olarak depresyona girme kararı verdiğini düşünmüyorum.” Sözleriyle açıklıyor.

Depresyonu ne tetikler? Şu iki sebep son yıllarda öne çıkıyor. Yaşam tarzı ve kronik stres. Bu konuyu Psikiyatrist Patricia Fonseca şöyle değerlendiriyor. “Her zaman erişilebilir her zaman çevrimiçi olmak, tabiri caizse şirkette başarılı bir performans sergilemek için kendimizi göstermek gerekliliği. Bunların stres seviyemize ve uykumuza büyük bir etkisi var. Depresyon sadece yaşam tarzından kaynaklanan bir hastalık değil. İlişkimizin bitmesi, önemli bir yakını kaybetmek gibi başka olaylarda var. Bir de geriye gidip çocukluk ya da ergenlik dönemine bakarsanız travmatik deneyimler, duygusal ihtimaller de var.”

Araştırmalar genlerinde depresyonda bir rol oynadığını gösteriyor. Ancak bu depresyon için ayrı bir gen olduğu anlamına gelmiyor. Sonuç olarak depresyona neden olabilecek faktörler şunlar: Kronik stres, travmatik yaşam deneyimleri ve genler.

Peki, antidepresanlar zararlı mı? Bununla ilgili düşünceler şunlar. Matias Arjantin, “Sanırım antidepresanlar bağımlılık yapabilir.” Zeynep Hindistan “Bende anksiyeti var. Bunun için ilaç alıyorum ve durumum iyi.”

Augustina Arjantin, “Sanırım bir doktor veya sağlık uzmanı tarafından değil de içeriği tam olarak bilmeyen biri tarafından verilen herhangi bir ilaç size zarar verebilir.”

Sonuç olarak antidepresanlar doğru kullanıldığında yararlıdır. Ve sağlıklı bir yaşam tarzı, terapiyi destekleyebilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir