Doç. Dr. Oktay BİNGÖL: Yeni Görev Afganistan

Dün Belçika’nın Başkenti Brüksel’de gerçekleşen NATO zirvesi bir çok dünya liderini bir araya getirdi. Türkiye’yi temsilen katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise başta ABD Başkanı Biden olmak üzere bir çok lider ile ikili görüşmeler yaptı.

Bu görüşmeler sonrası ortaya çıkan görüntüyü gelişmeleri ve olabilecek adımları AREL Üniversitesi’nden  Doç. Dr. Oktay BİNGÖL (Uluslararası İlişkiler (İng.) Bölümü Öğretim Üyesi)  ARELNEWS için değerlendirdi.

 

NATO Liderler Zirvesi: “Batı Cephesinde Yeni Bir şey Yok”, Doğu’da Muhtemel Yeni Görev-Afganistan

NATO üye ülkelerinin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı “Liderler Zirvesi” 14 Haziran Pazartesi günü yapıldı. Zirveden medyaya yansıyan “kim kiminle nasıl selamlaştı” resimleri, beden dili tahlilleri ve niyet okumaları bir yana, İttifakın geleceğini, Avrupa-Atlantik güvenliğini, küresel ilişkileri ve Türkiye’yi ilgilendiren önemli konular tartışıldı, uzun süredir aralarında sosyal mesafeler fazlasıyla açılmış liderler arasında kısa da olsa ikili görüşmeler yapıldı.

Devlet ve hükümet başkanları NATO’nun Rusya‘ya yönelik caydırma/kararlılık ve diyalog/uzlaşma içeren ikili yaklaşımını bir kez daha teyit ederken Ukrayna ve Gürcistan’ı desteklemeye devam edeceklerini dile getirdiler. Bu ülkelerin üyelikleri ile ilgili kesin bir karar alınmadı, sürecin ucu şimdilik açık bırakıldı.

Resmi bildiri ve açıklamada Çin’e Rusya’dan daha fazla vurgu yapılması dikkat çekici. NATO liderleri Çin’i uluslararası taahhütlerini yerine getirmeye ve uluslararası sistemde sorumlu davranmaya çağırmakla birlikte Çin’in artan nüfuzunun ve uluslararası politikalarının ortaya çıkardığı zorlukların üstesinden gelme ve NATO‘nun güvenlik çıkarlarını savunmak için ilişki kurma/diyalog yürütme ihtiyacı üzerinde anlaştılar. NATO’nun Çin’e yönelik bu yaklaşımında ABD’nin Biden ile birlikte netleşen “çevreleme ve angajman” politikasının etkili olduğu görülüyor.

Liderlerin hem fikir olduğu diğer önemli bir konu NATO-2030 projesi. Bu proje İttifak’ın bugünün ve yarının zorluklarıyla baş edebilmek için alması gereken tedbirleri ve yapılacak yatırımları kapsıyor.  Siyasi istişareleri güçlendirmek, kolektif savunma kapasitesini geliştirmek, NATO‘nun teknolojik üstünlüğünü pekiştirmek, liberal uluslararası düzeni desteklemek, ortaklar için eğitim ve kapasite geliştirmeyi hızlandırmak ve iklim değişikliğinin güvenlik üzerindeki etkisiyle baş edebilmek projenin hedefleri arasında yer alıyor. Liderler ayrıca NATO’nun Stratejik Konseptinin gözden geçirilip yenilenmesi ihtiyacı üzerinde anlaştılar. Yeni konsept 2022’deki zirvede ele alınacak.

NATO’nun 2030 projesini geçekleştirmek için üyelerin hem NATO bütçesine daha fazla katkı yapması hem de ulusal ordularını NATO’nun yeni standartlarına çıkarmak için savunma harcamalarını artırması gerekiyor, ancak Kovid-19 salgınının sosyo-ekonomik faturası gün geçtikçe ağırlaşırken NATO’ya ve savunma harcamalarına daha fazla mali kaynak ayrılması oldukça zor görülüyor.

Zirvede, geçtiğimiz dönemde Batı ve NATO ülkelerine yönelik artan siber tehditler de tartışıldı ve liderler NATO için yeni bir siber savunma politikası ile uzay savunması üzerinde anlaştılar. Bu şekilde NATO çevreden sonra uzayın da güvenlikleştirilmesi ve askerileştirilmesine kapı araladı.

ABD’nin ve NATO ülkelerinin askerlerini çektiği Afganistan’ın geleceği de gündemdeydi. Bu kapsamda çekilme sonrası Afgan kuvvetleri ve kurumları için eğitim ve mali destek ile Kabil uluslararası havaalanının sürekli işleyişini sağlamak üzere modeller tartışıldı ve niyet beyanları açıklandı.

Türkiye açısından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Biden arasında yapılacak yüz yüze görüşme zirveyi gölgede bıraktı. 45 dakikalık kısa görüşmeden sonra yapılan resmî açıklamalar; S-400, F-35, ABD’nin  PYD / YPG’ ye desteği gibi sorunlu konularda somut bir sonuç çıkmadığına işaret ediyor. Biden’in “Ermeni soykırımı” söylemi, FETÖ Elebaşı ve Halk Bankası davası konusunun gündemde olmadığı anlaşılıyor. ABD’nin Türkiye’de insan hakları ve demokrasi konusunu hangi zemin ve seviyede dile getirdiği henüz açık değil.

Görüşme öncesi ve sonrası iyimser ancak temkinli açıklamalar tarafların sorunların ve içinde bulundukları, siyasal ve sosyo-ekonomik zorlu koşulların ciddiyetinin ve bunların aşılması için karşılıklı tavizlerin verilmesi gerektiğinin farkında olduklarına da işaret ediyor.  Tarafların hangi konularda ne tür tavizler vereceğini önümüzdeki süreç gösterecek.

Zirvede Rusya ve Çin’e yönelik kararlar alınmasının ve bu kapsamda gelecekte atılacak adımların Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerini etkilemesi olası. Türkiye’nin Çin, Rusya, ABD ve Batı arasında başarılı ve sonuç alıcı bir denge politikası uygulamasında gücünü ülkede toplumsal uyumdan, güçlü bir demokrasiden, etkin bir eğitim ve sağlam bir ekonomiden alması gerekiyor. Bu açılardan başarı karnesi sıkıntılı ve Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor.

Zirveden bu aşamada kesin karar çıkmasa da Türkiye’nin Afganistan’da asker bulundurmaya ve Kabil uluslararası havaalanının güvenliğini sağlamaya, finansal destek koşuluyla, istekli olduğu anlaşılıyor. Henüz Taliban ve muhalifler gruplar ile Afgan Hükümeti arasında kapsamlı bir barış anlaşması yapılmadığı; tarih boyunca uluslararası güç mücadelesine sahne olan Afganistan’ın İran, Pakistan, Hindistan, Rusya, Çin ve komşu ülkelerin üzerinde anlaştığı bir bölgesel güvenlik ve iş birliği mekanizmasına dahil edilmediği, Taliban’ın da Türkiye’nin Afganistan’da asker bulundurma konusunda hoşnutsuzluğunu ifade ettiği bir ortamda, kalıcı bir görev üstlenmenin risklerinin getirilerinden çok daha fazla olabileceğini dikkate almak gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir