Bizimle iletişime geçin

Genel

“Kadınlar Tacizi İnandırmak ve Kanıtlamak Zorunda Kalıyor”

 

Artvin Nar Kadın Dayanışma üyesi Özlem Akyürek, kadınların sosyal hayatta maruz kaldığı “taciz” vakaları hakkında, “Kadınlar kültürel normların kıskacında yaşadığı tacizleri önce inandırmak ve kanıtlamak zorunda kalıyor” dedi.

Röportaj: Mert Şişman

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “kadına yönelik şiddet” önemli bir sorun. İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı’nca hazırlanan “Aile İçi Şiddet ve Kadın Cinayetlerinin Önlenmesinde Kolluğun Önemi ve Rolü” başlıklı raporunda, Türkiye’de 1 Ocak – 1 Temmuz 2020’de 117 bin 192 aile içi ve kadına yönelik şiddet olayı meydana geldi. Olaylarda mağdur olan kişi sayısı 126 bin 880 olarak kayıtlara geçti. 2020’nin ilk altı ayında 115 kadın cinayete kurban gitti.

Kadına yönelik şiddetin nasıl önleneceği, Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin ne durumda olduğu, Türkiye’de kadınlara yönelik istismara karşı yeterli cezaların verilip verilmediğine ilişkin soruları Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi Mert Şişman, Artvin Çoruh Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği mezunu ve aynı zamanda Artvin Nar Kadın Dayanışma üyesi Özlem Akyürek’e sordu.

Öncelikle Nar Kadın Dayanışması hakkında bilgi verir misiniz?

Nar Kadın Dayanışması, pek çok farklı eylem çeşidiyle patriyarkayı yenmek için kadın mücadelesine önemli katkılar sunmuştur. Yeri geldiğinde birlikte üretim yaptı. Atkı, bere örüp köy okullarına gönderdi. Sokaklara çıkıp kadın cinayetlerinin engellenmesi için ses çıkardı. Politik bir yaklaşımı da var. Nar Kadın Dayanışması halkta şiddeti yaratan büyük güçlere karşı mücadele etmeden kalıcı bir çözüme ulaşılamayacağı düşüncesiyle hareket ediyor. Örnek olarak kadınlar hakkında cinsiyetçi yaklaşımları olan bir politikacıyı protesto etmek olarak gösterebiliriz.

Siz bu dayanışma için neler yaptınız?

Kadın arkadaşlarımızın sorunları paylaşabileceği iletişim kurabileceği ve çözüm üretebileceği bir ağ yarattık. Ben de bu dayanışmanın hemen hemen her örgütlenmesinde katkı sunmaya çalışıyorum. Sosyal medyadan insanlara ulaşmak, güncel olaylarda anlık refleks geliştirmek önemli bir konu. Dayanışmanın içinde olan herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor, ben de kendi elimden gelen neyse yapmaya çalışıyorum.

Türkiye’de ve dünyada son yıllarda kadına yönelik şiddet arttı. Bu konu Türkiye’de ve dünyada ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Sizce kadına yönelik şiddet nasıl önlenebilir?

Öncelikle kadına şiddeti besleyen pek çok neden var. Toplumun içine kapanık bir yaşam tarzını benimsemesi, kültürel kodlar, ekonomik yetersizlikler gibi nedenler, şiddetin artmasına sebep olabiliyor. Şiddetin önlenebilmesi için kadın örgütlenmelerinin gücünü artırması ve toplumu bilinçlendirecek çalışmalarda hız kazanması gerekmektedir. Aynı zamanda kadınları sosyal yaşamda kısıtlayan politikalara karşı da mücadele etmesi gerekir. Hukuksal zeminde de mahkemelerin kadına şiddet ve cinayette nasıl tutum sergiledikleri ve kadının aleyhine, failin lehine olan kararlar takip edilmeli ve kamuoyu baskısı yaratılmalıdır.

Türkiye’de ve dünyada kadın erkek eşitliğinin olduğunu düşünüyor musunuz?

Türkiye’de ve dünyada kadın erkek eşitliği kısmen var. Politikalarını kadınların lehine düzenleyen ülkeler mevcut. Örneğin Finlandiya’da bütün yöneticelerin kadınlardan oluşması umut verici. Fakat kadınların kürtaj olma hakkını elinden alan Arjantin gibi ülkeler de var. Yakın zamanda kadınların bu konuda binlerce kişiyle sokaklarda eylem yaptıklarını ve kazandıklarını gördük. Bu da mücadele pratiğinin gelişmesi açısından tüm dünya kadınlarına ilham verdi. Bütün bu toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yaratan ve kadınların ev içi emeğini göz ardı eden, erilliği ilk elden besleyen kapitalist sistemi göz ardı etmemek gerekir. Mesele sadece fail erkeklerin cezalandırılması üzerinden çözülemez. Geçici çözümlerle bir yere varılamaz. Toplumsal hayatın yeniden düzenlenmesi, sistemi kökünden değişmesi gerekir. Bütün bu saydığım sebepler gösteriyor ki kadın erkek eşit değildir ancak değiştirmek birlikte mücadele ederek mümkündür.

Türkiye’de kadına yönelik istismara karşı yeterli cezaların verildiğini düşünüyor musunuz? 

Kadına yönelik her türlü istismarda verilen cezalara baktığımızda Türkiye oldukça geridedir. Kadınlar kültürel normların kıskacında yaşadığı tacizleri önce inandırmak ve kanıtlamak zorunda kalıyor. Mahkemelerin failleri serbest bıraktığına, faillerin cezalarının olması gerekenden hafif olduğuna şahit oluyoruz. Kadın örgütlenmeleri mahkemeleri takip edip kamuoyu baskısı yaratarak, sosyal medya üzerinden veya sokakta ses çıkartarak, eylem yaparak mahkemelerin kararlarını değiştirmeye çalışıyor.

Siz bir kadın olarak kendi hayatınızda gerekli saygıyı gördüğünüze inanıyor musunuz? Herhangi bir ayrımcılığa uğradınız mı?

Ben toplumsal hayatta bir kadın olarak elbette kültürel normların baskısı altında saygın bir şekilde yaşayamıyorum. Kadınlar için biçilen belli roller var. Kadınların neyi yapıp, neyi yapamayacağı sessiz sözleşmelerle belirlenmiş ve herkes birbirini bu konuda baskılıyor. Kadının en önemli görevinin anne olması ve çocuklarına bakması gerektiği gibi bir yaklaşım var. En basit örnekler olarak erkekler ev işlerine bakamaz veya kadınlar dolmuş şoförü olamaz gibi söylemler oldukça fazla. Elbette her kadın gibi ben de ayrımcılığa uğradım. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu sürece bu kaçınılmaz.

Son olarak kadınlara nasıl mesaj vermek istersiniz?

Kadın cinayetleri politiktir, mücadele kaçınılmazdır. Birlikte hareket edersek bu eril düzeni değiştirebilir, eşit, adil bir toplum oluşturabiliriz. Pes etmeden mücadele etmenin tam zamanı!..

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir