Bizimle iletişime geçin

Genel

Medyada Kadın

Fatma İNAL

Kadına şiddeti fiziksel ve psikolojik şiddet olarak iki ana başlık halinde inceleyebiliriz. Fiziksel şiddet ya da doğrudan şiddet güçsüz görülene karşı uygulanan kaba kuvvettir. Psikolojik şiddet ise, kullandığımız sözcükler ve davranış biçimlerimizle doğrudan bağlantılıdır. Kullandığımız dil ve üslup psikolojik şiddete bağlı olarak değişmektedir. Teknoloji çağında kullandığımız sosyal iletişim araçları ile bu durum daha da büyük kitlelere ulaşıp şiddetin boyutunu artırmaktadır.

Özellikle medya dilinde sık sık karşılaştığımız “devlet adamı, din adamı, insanoğlu” gibi ifadelerde kadının yer bulmaması, “kız gibi ağlamak, kız gibi dövüşmek” gibi ifadelerin kadınları küçümsemesi, “ev kadını, şefkatli anneler” gibi ifadelerin kadınları belli rollere itmesi, “kadın milletvekili, kadın hakları, kadın gazeteci” gibi ifadelerin de kadını “ötekileştirdiği” kolayca anlaşılabilmektedir.

Kadının mağduriyetini haber başlığı örnekleri ile ifade edebiliriz.

-Bir kadın eski sevgilisi tarafından öldürüldü. (Kadının kim tarafından öldürüldüğü açıktır).

-Bir kadın ölü bulundu. (Bu cümlede gayet açık olabilir, fakat kim tarafından öldürüldüğü göz ardı edilmiş).

-Eski sevgili /koca kadını öldürdü. (Öznenin başa gelmesi cümlede etken kişiyi vurgulamamıza yardımcı oldu).

Ayrıca gazetelerde, kadına yönelik medya şiddetine birçok örnek bulunmaktadır. Bir haber yazısında, sporcu kadınların tacize maruz kaldığı belirtiliyor. Başka bir araştırmanın sonuç bölümünde ise, açık giyinen sporcuların ve öğrencilerin diğer kişilere göre daha dikkat çekici olduğu ve cinsellik konusunda daha ön planda görüldüğü belirtiliyor.

Diğer bir gazete haberi ise, ilk başta dini ve siyaseti kullanarak ahlak kavramını tartışmaya açmaktadır. Haber yazısının sonunda ise “Ailesiz kadın kimsesiz kadındır.” ifadesi kullanılarak “kadın korunmaya muhtaç bir bireydi” algısı yaratılmaktadır. Fakat kadının korunmaya ihtiyacı yoktur. Kadın, her birey kadar kendini koruyabilecek güce sahiptir. Her ne kadar kabul edilmese de başta siyasi alanda Cumhuriyet ile seçme ve seçilme hakkını elde eden kadınlar daha sonrasında istediği gibi giyinme, eğitim öğretim, hatta yaşama hakkı elde etmiştir. Çalışan ya da çalışmak istemeyen kadın kimsesiz değildir. Günümüz koşullarında, ekonomik özgürlük kadının kendi isteğine bağlıdır. Kadının evlilik kurumuna bağlı bir hayat sürmesinin doğal olduğu kadar kadın tek başına bir birey olarak yaşaması da gayet doğal bir tercihtir. Kadın kimsesiz değildir ve kalmayacaktır. Yukarıda da belirtildiği gibi bunun birçok örneğini içinde bulunduğumuz teknoloji çağının haber yazıları içerisinde görmekteyiz. Kadının günlük hayatta maruz kaldığı baskı bazı medya araçları ile daha büyük kitlelere ulaşıyor. Günümüzde polis uygulamaları, uzaklaştırmalar ve kadın sığınma evleri gibi birçok faaliyet olmasına karşın, kadına şiddet hızla devam etmektedir. Kadına karşı her türlü fiziksel ve psikolojik şiddet tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun. Şiddetsiz ve barışçıl bir toplumda yaşamak dileğiyle.

 

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir