Bizimle iletişime geçin

Genel

“Cinsiyetçilik Olmasa, Kadın-Erkek Takımları Ayrılmazdı”

Tivibu Spor sunucusu ve maç spikeri Kerem Gürel, sporun birleştirici gücüne inandığını belirterek, “A’dan Z’ye hem toplumun, hem de bireysel olarak insanların ortak paydada bir araya geldiği bir yapıya sahip. Sporda cinsiyetçilik var; ama bu bakış açısıyla alakalı. Cinsiyetçilik olmasa, kadın-erkek takımları ayrılmazdı” dedi.

 Spor basınında yaşanan cinsiyetçilik vakasının yanı sıra, kadınların “filenin sultanları”, “Potanın Perileri” gibi söylemleri ile haberleştirilmesini, kadın voleybolunun ekranlarda neden az yer verildiğini ve kadınların geçmiş yıllara oranla istihdam konusunda yaşadığı avantajları ve dezavantajları Tivibu Spor sunucusu ve maç spikeri Kerem Gürel’e sorduk. Gürel, sorduğumuz sorulara samimi bir şekilde cevap verdi.

Kerem Bey, öncelikle sporun birleştiriciliğine inanıyor musun ve sizce sporda cinsiyetçilik var mı? 

 -Sporun birleştirici gücüne inanıyorum. A’dan Z’ye hem toplumun, hem de bireysel olarak insanların ortak paydada bir araya geldiği bir yapıya sahip. Sporda cinsiyetçilik var; ama bu bakış açısıyla alakalı. Cinsiyetçilik olmasa, kadın-erkek takımları ayrılmazdı.

Yıllardır farklı medya gruplarında çalışan biri olarak sizlere sormak istiyorum. Sizce erkek egemen olan spor medyasında cinsiyetçilik var mı? Spor medyasında var olmak bir kadın için daha mı zor? 

 -Spor medyasında 21 yıldır görev yapıyorum. Cinsiyetçilik yapıldığına denk gelmedim. Zaman zaman duyduğum hadiseler oldu; ama bire bir olarak hiç cinsiyetçilik yapıldığını görmedim. Spor medyasında bir kadın olarak var olmak ise eskiye oranla çok daha kolay ve avantajlı diyebilirim. Sonuçta estetiğe dayalı bir iş yapıyoruz ve kadınların, erkeklerden daha estetik olduğu kesin.

 Ataerkil bir toplumda yaşamamızın çalışma alanınız olan erkek egemen spor medyasında sizlere sağladığı katkılar oluyor mu? 

 -Çalıştığım tüm şartlarda, kadınların da çalışabildiğine şahit oluyorum. Ve bu beni mutlu ediyor.

 Kadın sporlarını ve sporcularını takip ediyor musunuz? 

 -Ediyorum. Ben zaten hemen hemen her hafta kadın basketbol maçı anlatıyorum. Ayrıca atletizm, tenis, voleybol gibi branşlardaki kadın sporculara da oldukça hâkimim.

 Şahsım adına konuşmam gerekirse hemen hemen bütün dünyada spor yayıncılığı futbol ve basketbol ve bazen de çok az olmak şartıyla voleybola yer veriliyor. Bu durumdan sizler rahatsız mısınız ve sizce bunun sebebi tamamen arz-talep meselesi mi? 

 -Bundan şahsen ben rahatsızım ama özellikle televizyonculuğun temeli zaten talep-arz ilişkisi üzerine kurulu. Parayı reklamdan kazanıyorsunuz. Onlar da en çok ne izleniyorsa, oraya para harcıyor. Gerçi bu kalıpları esnetmek için farklı denemeler oluyor ama şu ana kadar sadece E-Spor ’un bu konuda daha cazip olacağını düşünüyorum.

 Açıklama yapan tüm TV müdürleri liglerin yayın haklarının pahalı olduğundan şikâyetçi oluyor. Böyle bir ortam da neden kadın sporcuların müsabakaları yayıncı bulamıyor? 

 -Ülkede kadın sporlarında sadece Voleybol üst düzey rekabet olarak algılanıyor. Kadın basketbolu bile reyting olarakvoleybolun oldukça gerisinde. Futbola vs. girmiyorum bile. Organizasyonların çoğu Dolar ya da Euro bazında satılıyor. Dolayısıyla harcadığınız parayı karşılama imkânınız olmuyor. Buna bir de izlenmeyen bir organizasyonu aldığınızı ekleyin, iş sürekliliği kalmaz.

 Ana akım medyada dâhil olmak üzere tüm yayın organlarında kadın sporcular kadınlığıyla ön plana çıkarılıyor. Mesela A milli kadın basketbol takımı yerine ‘potanın perileri’,  A Milli Kadın Voleybol Takımı yerine “Filenin Sultanları”, Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı yerine “Sarı Melekler” takma isimleri kullanılıyor. Neden böyle bir durum yaşanıyor ve sizce bu başlıklarda cinsiyetçilik aramalı mıyız? 

 -Öncelikle bir düzeltme yapayım. Bu isimleri takan medya değil, federasyonlar ve kulüpler. Özellikle kadın spor dallarına ilgi az olduğu için kurumsal yapıdaki federasyonlar ve kulüpler bunu bir pazarlama stratejisi olarak önümüze sunuyor. Medya verilen isimleri alıp, haberleştiriyor.

 Siz bu durumdan rahatsızlık duyuyor musunuz?

 -Federasyonlar ve kulüpler hatta oynayan sporcular bundan rahatsızlık duymuyorsa, benim konuyla ilgili fikrimin değersiz olduğunu düşünüyorum.

 Bir söyleşinizde 1999 yılından beri TV haberciliği yaptığınızı belirtiyorsunuz. Bu yıllar içerisinde kadınların sporda ‘seksist’ özellikleriyle ön plana çıkarılmaya çalıştığını düşünüyor musunuz?

 -Zaman zaman sporcuların bağlı olduğu kurumların, zaman zaman medyanın, zaman zaman da kadın sporcuların seksist özelliklerini ön plana çıkardığını düşünüyorum. Bu yolu doğru bulmamakla birlikte, olan düzeni değiştirememe adına herkesin suçlu olduğunu da düşünüyorum.

 Neden sadece uluslararası bir başarı olduğunda kadın takımlarından ya da sporcularından bahsediliyor? 

 -Çünkü toplum olarak milli değerler konusunda çok hassasız. Normalde takip edilmeyen, reytingi olmayan kadın spor dallarında başarı uluslararası boyuta ulaştığında, bunu duyurmak, reklamını yapmak, yaymaya çalışmak daha kolay oluyor.

 Bir diğer sorumda LGBTİ sporcular için olacak. Ülkemizde kendini açıklayan çok spor insanı olmadı öncelikle bu durumu nasıl yorumlarsınız? 

 -Ülkemizde kendini açıklayabilen spor insanını bırak, düz insan bile az sayıda. Gerçi geçmişe göre insanlar biraz daha açık görüşlü, en azından LGBTİ toplumunun kendi içerisinde. Bu sporun değil ülkenin genel sorunu. Daha önce eşcinsel olduğunu açıklayan hakeme ülkemizde görev verilmedi. Bunları unutmayalım.

 Ülkemizde kendini açıklayan LGBTİ bir birey sizce medyada ya da spor medyasında iş sahibi olabilir mi? 

 -Sevilen bir sanatçı olmadığı sürece, ekranda bunun zor olduğunu düşünüyorum. Ben yönetici olsam LGBTİ bir üyeyi işinde iyiyse ekrana çıkartırım, bunun zorluğunu da göğüslerim. Ama yönetici olmadığım için konuşması kolay. Buna cesaret edebilecek fazla kimsenin olmadığını düşünüyorum, spor medyası özelinde.

 Neden LGBTİ sporcuların haberlerine medyada yer verilmiyor? 

 -Ülkemizde zaten durumunu açıklayan çok az sporcu var diye biliyorum. Uluslararası arenada bile bu haberler daha geride görülüyor. Dediğim gibi bu bir spor medyası ya da spor dünyası sorunu değil, bu genel anlamda Sosyo-kültürel bir sorun. Daha aşamadık çoğu şeyi.

 

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir