Koku, Feromonler ve Beyin

Filogenetik olarak en eski duyu koku alma duyusudur. Güzel kokunun, insanı ruhsal açıdan etkilediği bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bir yemek yemeden önce kokusunu alarak tadını da tahmin edebilirsiniz. Kötü kokulu yemekler size itici gelecektir ve yememeniz için koku uyarıcı bir görev yapacaktır

Beynimiz kokuyu nasıl alır?

Burun boşluğunda koku duyusu ile ilgili olan bölgedeki reseptörler koku duyusunu alır. Bu duyuyu alan nöronların koku alma sinirini (n. olfactorius) oluşturur. Buradan başlayan lifler (aksonlar) beyin içerisinde ikinci nöronlar ile bağlantı (sinaps) yapar. İkinci nöronların uzantıları serebral korteks’in koku ile ilgili sahalarına, amigdala ve limbik sisteme gider. Amigdaladan sonra ise bu koku bilgisi çeşitli yollardan geçer ve en sonunda hipotalamusa ve orbitofrontal kortekse gönderilir. Amigdala ile ilgili aktivasyon kokuların duygularla ilişkisini ortaya koyarken orbitofrontal korteks ile ilgili aktivasyon ise bilişsel performans görevlerindeki kokunun etkisine bir açıklama niteliği taşımaktadır. Koku duyusu diğer duyulardan farklı olarak, talamus’a uğramadan korteks’e ulaşır.

Koku alma duyusunun duygu ile yoğun ilişkisi vardır. Diğer duyulardan farklı olarak koku almanın, amigdala, hipokampus ve orbitofrontal korteks (OFC) gibi primer duygu alanları ile yoğun bağlantısı vardır. OFC, bir kişinin kokusunu nasıl bulduğumuz gibi sosyal estetik değerlendirmeler de yapar. Örneğin bir restaurantta yemek kokusu ile ilgili kötü bir anınız olsun, tekrar o restauranta gittiğinizde hemen önceden yediğiniz yemeğin kokusunu hatırlarsınız.  Hatta alınan koku beyin korteksine ulaşmadan önce primer koku korteksini de atlayarak doğrudan amigdala nöronlarını aktive edebilir.

Koku alma duyusunun duygulara egemen olduğu bilinmektedir. Parfüm sıkan bir kişi yanınızdan geçtiğinde sizi nasıl etkilediğini çok iyi bilirsiniz. Bunun yanısıra güzel koku, insanda güzel hisler oluşturduğu için, pazarlama endüstrisinin dikkatini çekmiştir ve alışveriş merkezlerinde de tercih edilir olmuştur. Özellikle mağazalarda kullanılan kokular, insanı rahatlatıp insanın alışveriş yapma isteğini artırdığı bilinmektedir. Hatta belli markalar kendilerine özgü kokular ürettirerek, tüketicinin hafızasında kalıcı izler bırakmayı hedeflemektedir.

İnsanların hafızası on bin kadar kokuyu ayırt edebilmektedir. Alınan her koku başka kokularla bağdaştırmaya çalışılır ve koku hafızasında bir yer açılır. Bu da ilk defa hissedilen, hafızada bilgileri bulunmayan bir kokuyu diğer kokulara benzeterek yapalır. Koku hafızası, ilk koklama işlemi gerçekleştiğinde zaman, mekân ve duygu durumunu da kayıt altına alır. Koku alma çok hassas bir duyudur ve uyurken bile çalışır. Hoş koku olayları daha olumlu hatırlatırken, hoş olmayan koku ise daha olumsuz anıları hatırlatmaktadır.

Kokular, kendileriyle bağlantılı olarak geçmişte yaşanan bazı olayları da akla getirir. Bazı araştırmalar koku alamayan insanların anılarının da silindiğini ortaya koymuştur. Hatta Alzheimer hastalarıyla yapılan bir çalışmada koku duyusunu yitiren insanların Alzheimer olma olasılığını artırdığı bulunmuştur. Kokunun bir özelliği de diğer hislere (duyma ve görme gibi) göre hafızada daha kuvvetli bir yerinin olmasıdır.

Feromonlerin hayvanlarda bir birlerini etkilemek için bulunduğu tespit edilmiştir. Bir dişi fare erkek farenin kokusuna maruz kalırsa cinsel istek aktivitesi artmaktadır. Bu tamamen feromonler ile ilgilidir. Kemirgen bir dişi fare yine bir erkek farenin kokusuna maruz kalırsa ergenlik döneminin başlaması hızlanmaktadır. Erkek bir fare dişinin vajinal kokusunu alarsa seksuel davranışı uyanır.

Yine hamile bir fare başka bir erkek ile çiftleşirse büyük oranda hamileliği bitecektir (Bruce etkisi). Hayvanlarda feromonler ile ilgili vomeronasal organ bulunmaktadır. Insanda bu organ bulunmakta olup işlevsizidir. İnsanlar karşı cinse cazibesi sadece ses tonu, fiziki görünümü değil onların kokularının da önemli olduğunu göstermiştir. Insan terinde bulunan bazı kokuların erkek ve kadınlar üzerine etkileri bildirilmiştir. Bir deneyde bir kaç gün erkek tişörtlerini kadınların giymeleri sağlanmıştır. Sonunda erkekler bu tişörtleri kokladıklarında kadınların fertil (doğurganlık) fazında fertile olmayan faza göre daha güzel koktuklarını söylemişlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir