Kendine Faydalı Olmak

Prof. Dr. Kadir DABBAĞOĞLU
İstanbul AREL Üniversitesi Rektör Yardımcısı

 

Yetmişlerin sonu seksenlerin başı gibi bir tarih, henüz lise öğrencisiyim, Zamanın Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri kürsüsünden, amca saydığım, rahmetli Prof. Dr. Fevzi Samuk’un “oğlum söyle bakayım, niçin okuyorsun?” sorusuna bir vesileyle muhatap oldum. Beğeneceğinden emin olduğumdan hemen “vatana millete faydalı olmak için” diye cevapladım. Elindeki çay bardağını masaya bırakırken bana “sen kendine faydalı ol, yeter. Vatan millet eksik kalsın” dedi. 40 yılı aştı, hiç unutmadım. Düşündüm de düşündüm. Neydi bu kendine faydalı olmak.

Kendine faydalı olmak, kendini yetiştirmektir.

Bu sadece alınan eğitim-öğretim ile başarılamaz. Sonrasında da matematiğe, felsefeye, sanata ilgi ister. Okumayı, insanın kendi çabasını gerektirir. Bu da evvela emek demektir. İnsanın önce kendine emek harcaması şarttır. Yetişip olgunlaşmak, zamanla kendiliğinden oluşacak bir şey değildir.

Peyami Safa “Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır” demiş, Ziya Paşa da aşağıdaki beyti döktürüvermiştir;

Bed-asla necabet verir mi hiç üniforma

Zer-düz palan vursan, eşek yine eşektir.

Kendine faydalı olmak, kendini yaratmak, kendi çabasıyla adam olmaktır.

İngilizlerin deyimiyle “self-made man”!

Mehmet Âkif’in Safahat’da dediği gibi

Adam mısın, ebediyen cihanda hürsün, gez

Yular takıp seni kimseler sürükleyemez

Adam değil misin oğlum; gönüllüsün semere

Küfür savurma boyun kestiğin semercilere

Adamlıkla eşeklik arasındaki farkı vurgulayan güzel bir de söz vardır:

Semer seçilirken eşeğin ölçüsünü, adamın fikrini alırlar.

Kendine faydalı olmak, kendinle barışık olmaktır.

Madde evrende zaman ve mekân ile tanımlıdır.

Ümit Yaşar Oğuzcan, sevgili melankolik şairimiz.

Oğlu intihar edince toparlayamıyor.

Der ki “sen yoksan zamanım belli değil mekânım yok”.

Malum, Avni Anıl bestelemiştir şiiri. Hicaz.

Kendimizi tanımlayabilmeliyiz.

Bu bir anlamda kendini bilmektir. Kendini bilen insan kendi ile barışıktır.

İnsan kendisi ile barışık değilse kendisiyle çelişir, çevresiyle sürtüşür.

Kendisi ile barışık olmayan insanın başkaları ile barışık yaşaması da zordur, hatta imkânsızdır.

 

Kendine faydalı olmak, düşünmek, ilkeli ve istikrarlı duruş/davranış sergilemektir.

Düşünerek hareket etmek, ilkeli ve istikrarlı davranmak insan kalitemizi artırır, bulunduğumuz topluma nitelik kazandırır.

Demir leydi lakaplı İngiliz Başbakanı Thatcher, emekli olunca ilke ve istikrar zavallıları için “rent a car” gibi “rent a spine” (kiralık omurga) şirketi kurmayı düşündüğünü ifade etmiş, 1950’li yıllarda ABD başkan adaylığı için yarışan Stevenson da “düşünen her Amerikalı size oy verecektir” diyen danışmanlarına “bu yeterli olmaz” cevabını vermiştir.

Düşünerek, ilkeli ve istikrarı hareket edebilmek insanda olması gereken,  olağan bir nitelik gibi görünse de günümüzde o kadar çok az insanda var ki artık maalesef bir erdem addediliyor.

Nedir kendine faydalı olmak?

Samimi olmaktır. Sol memenin altındaki cevahirden yayılanla ağızdan çıkanı çeliştirmemektir.

Dalkavuk olmamaktır. Amiri/üstü “sıfır nedir” diye sorduğunda, “huzurunuzda ben” diyen eleman olmamaktır. Menfaati uğruna eğilip bükülmemektir.

Vefalı olmaktır. Sözünün eri olmak, emeği olanları unutmamaktır.

Fransız yazar, filozof, tarihçi Voltaire, ölüm döşeğinde yatarken kendisine şeytanı lanetlemesini öğütleyen papaza “bilmediğim bir âleme gidiyorum, yeni düşmanlar edinmenin âlemi yok” der.

Kendine faydalı olmak ihtiyatlı ve mutedil olmaktır, belki de.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir