İcat mı, Keşif mi?

Prof. Dr. Kadir DABBAĞOĞLU
İstanbul AREL Üniversitesi Rektör Yardımcısı

 

Önceki yazımızda matematikten bahsetmiştik.

Devam edelim istedim.

Platoncular matematiğin bir keşif olduğunu savunur.

Kitaplarında matematiğin eğlenceli yönlerini öne çıkaran Martin Gardner da matematiğin bir keşif olduğuna inanlardandır.

Karşı görüşte olanlar da vardır:

1966’da Fields madalyasına, 2004’de Abel ödülüne layık görülen İngiliz Matematikçi Sör Michael Atiyah “insanoğlu fiziksel dünyanın esaslarını soyutlaştırıp mükemmelleştirerek matematiği yaratmıştır” demektedir.

Ona göre matematik bir icattır. İnsan icadı. Keşif değil.

“Matematik Nereden Geliyor” isimli kitabın yazarları dilbilimci George Lakoff ile psikolog Rafael Nunez’e göre de matematik insan olmanın doğal bir parçasıdır. Bedenlerimizden, beyinlerimizden ve gündelik deneyimlerimizden ortaya çıkar.

Bu ikinci görüş enteresan bir başka soruyu gündeme getirir.

İnsan icadı bir şey evrensel olabilir mi?

Uzaydaki, varsa, diğer uygarlıkların kullandığı matematik de bizim matematiğimizle aynı mıdır?

Nasıl oluyor da matematik insan icadı olan diğer hiçbir şeyde rastlanmayan sarsılmaz bir tutarlılık ve çelişmezlik sergiliyor?

Konu kapsamında üzerinde asıl durulması gereken kişi Galileo’dur.

Kilise ile arasındaki çatışmanın temelinde matematik vardır.

Zira Galileo’ya göre, Tanrı tabiatı tasarlarken matematik dilini kullanmıştır.

Katolik Kilisesi’ne göre ise, Tanrı İncil’in yazarıdır.

O halde matematik temelli bilimsel açıklamalar Kutsal Kitap’la çelişebilir mi?

1546 yılında Trent Konseyi’ndeki din adamları bu soruyu gayet net bir şekilde cevaplamıştır: “Hiç kimse Kitabı Mukaddes’in içeriğini kendi hükümleri doğrultusunda, başına buyruk fikirlerle çarpıtamaz.

Kutsal ayetlerin gerçek anlamını yorumlama hakkı sadece ve sadece kutsal kiliseye aittir ve onun getirdiği yorumdan farklı bir yorum getirilemez.” Başka bir deyişle, Kilisenin Galileo’ya olan itirazı aslında Dünya’nın evrenin merkezindeki konumunu kaybetmesinden değil, Kilise’nin otoritesinin sarsılmasından kaynaklanır. Roma Katolik Kilisesi’nin Reformcu din adamlarıyla boğuştuğu bir dönemde, Galileo işin tuzu biberi olmuştur.

“Matematik doğayı açıklamakta neden bu kadar etkili?” sorusunun sorulmasına daha yüzyıllar varken Galileo çoktan cevabı bulmuştur. Ünlü astronom için matematik evrenin diliydi ve evreni anlamak için bu dili konuşmak şarttı.

Galileo matematiği Tanrı’nın anadili ilan ederken aslında kilisenin görüşüne karşı çıkmıyor, bilakis onu destekliyor, üstüne üstelik kullandığı dili de açıklayarak katkı sağlıyor.

Matematik evrenseldir ve dolaysıyla keşiftir diyor.

Gel gör ki kilise bunu anlayamıyor veya anlamak istemiyor.

Olan da adamın kellesine oluyor.

Matematiğin bir icat mı bir keşif mi olduğunun ne önemi var, demeyin.

Şöyle bir soruya muhatap kalabilirsiniz;

Tanrı icat mıdır, keşif midir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir