Bizimle iletişime geçin

Altınok: “Kadın yapılamaz denileni yapmıştır”

Sosyolog ve Aile Danışmanı Altınok, kadının toplum içerisindeki rolünün modernleşme ile değiştiğine dikkat çekerek, “Kadın futbol oynamaz, Kadın spor yapmaz, Kadından şoför olmaz gibi baskılara maruz bırakılmış ancak bu baskıların altından güçlükle kalkıp yapamaz denileni yapmışlardır” dedi.

RÖPORTAJ: BURAK ALTINOK

Sosyolog ve Aile Danışmanı Betül Altınok, sporun sosyolojideki yerini ve cinsiyetçiliğin anlamlarını Arelnews.com için yanıtladı.

Altınok, sosyolojinin toplumu ilgilendiren ekonomik, politik, iş alanları, hukuk, anayasa vb. durumlarda toplumu bir arada tutmayı sağlayan din, spor, dil, inanç gibi konuları içerisinde barındırdığını açıkladı. Altınok, “Spor, sosyolojinin bir alt dalıdır. Spor sosyolojisi, spora sadece bir yarışma ve fiziksel üstünlük olarak değil, önemli ve sürekli bir sosyal olgu olarak yaklaşarak sporun sosyal karakteristiklerini açıklamaya çalışır. Ayrıca, sporun, sosyolojik açıdan sosyal değerler sistemini ve normlarını, insanların sporla ilişkisini, davranışlarına etkisini analiz etmek ve sporun toplum için önemini ve insanlara olan etkisini sosyolojik olarak ele alır. Bir toplumu analiz etmeden önce o toplum hakkında bilgi kazanmaya yardımcı olan etkenlerden biride spordur” dedi.

Sosyologların insanlığın varoluşuyla ilgilendiğini belirten Altınok, sosyologların bir toplumu, mezhebi, inanışları, yasaları vb. analiz etmeye çalışırken, içerinde barındırdığı etkenlere odaklanması gerektiğini vurguladı. Altınok; “Eğer toplum içerisinde eşitsizlik, ırkçılık, cinsiyetçilik barındırıyorsa bunun temelini, etkenlerini araştırmak ve analiz etmelidir” diye konuştu.

Cinsiyetçilik konusunda, bir cinsiyetin diğer cinsiyetten üstün olduğuna dair yaygın kanının ideoloji ile ilgili olduğuna değinen Altınok, sosyolojide cinsiyetlerin değil, toplumun cinsiyetçiliğe yaklaşımını değerlendirdiğini belirtti. Cinsiyetçiliğin bir hastalık olmadığını da belirten Altınok, cinsiyetçiliğin edinilen, öğrenilen bir ideoloji olduğunu söyledi.

“Modernizmle kadının toplumdaki yeri değişmiştir”

Modernizm ile kadının toplumdaki yerinin değiştiğini belirten Altınok, “Kadın tarlada çalışan, üreten, evine çocuğuna bakan o insandan iş bölümüne ortak olan, iş yerlerinde eşit şartlarda çalışan, kendine bakan o insana devrilmiştir. Kadının hakları, vizyonu, ideolojisi, sosyolojik yeri, statüsü, eğitimi kişinin kendine bırakılmaya başlanmıştır bu sebeple kadınlar çoğu alanlarda kendilerini gösterme fırsatı bulmuşlardır. Sadece spor değil bazı alanlar erkeklerle özdeştirilmiştir. Kadın futbol oynamaz, Kadın spor yapmaz, Kadından şoför olmaz gibi baskılara maruz bırakılmış ancak bu baskıların altından güçlükle kalkıp yapamaz denileni yapmışlardır. O dönemlerde kadınlara daha naif, daha duygusal, yapı gereği daha nazik oldukları gözüyle bakıldığı için ağır şartlar ve savunma gerektiren şeylerle bütünleştirilememiştir. Ama inanıyorum ki toplumun içinde kadın hak ettiği değeri bulacaktır” dedi.

“Toplumun bakış açısını değiştirmeye odaklanmalıyız”

Cinsiyete bağlı ayrımlarda belli bir algının kırılması için liderlerin, iş adamlarının, oyuncuların, sosyal medyanın yenilikçi gücünün devreye girmesi gerektiğini vurgulayan Altınok, kişilerin cinsiyetlerine değil, birey olduğuna odaklanılması gerektiğini söyledi. Bilim adamı yerine bilim insanı gibi düzeltmelere de gidilmesi gerektiğini söyleyen Altınok, toplumun bakış açısını değiştirmeye odaklanılmasını belirtti.

Cinsiyetçiliğin ataerkil toplumlarla bağlantısı

Altınok, “Cinsiyetçilik ataerkil bir toplum olmaktan mı kaynaklıdır?” sorusuna, “Hayır, tarihe baktığımızda anaerkil bir toplumda kadının kutsal, tanrılaştırılmış olarak görüldüğünü görüyoruz bu olguda da kadın sadece doğum yapıyor, emirler veriyor, iş gücü göstermiyor orada bütün sorumluluğu yaşamın yükünü ve gücünü erkek üstleniyor üstelik bu öğrenilmiş çaresizlik. Tıpkı şuan ataerkil bir toplumda kadının yüklediği sorumlulukları çevresel faktörlerden, doğduğu, yaşadığı topraklardan öğrenmesi ve bunu sürdürmesi gibi. Kadınların ev işi sorumlulukları, çocukların sorumlulukları, tarım ve emek gücünü karşılıksız olarak vermesiyle birlikte kendi gücünün farkına varamamıştır. Ancak günümüzde kadınların kendi benliklerinin, yaşamlarının gücüne farkına varmaları sebebiyle bu olgu değişiklik göstermiştir. Kadın hem kendini ev hayatında hem iş hayatında göstermiş benliğini gözler önüne sermiştir” yanıtını verdi.

Altınok bu konu hakkında son olarak “Cinsiyetçilik dediğimizde bile aklımıza kadının dışlandığı, aşağılandığı, ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü, örselendiği, toplumdan ayrıştırıldığı zihinlerimizde tasavvur ediyor. Bunun değiştiği insana insan değeri, anlamı yüklendiği bir dünya görmeyi temenni ediyorum” açıklamalarında bulundu.

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir