Bizimle iletişime geçin

Abdulkadir Kaya Yazdı: Pes Etme!

Ben İstanbul’un on beş yıllık çocuğuyum,mahalle aralarında koşturan,hayallerine kavuşmak için her şeyi yapan ve ailesiyle bu hayaller uğruna savaşan bir çocuğum.Yazmayı çok sevdiğim için,küçük yaşta yazarlık hayalimin olması beni gururlandırıyordu.Bu hayallerin peşinde koşmak beni her geçen gün daha mutlu ediyor ve bana daha mutlu ve huzurlu bir gelecek sağlayacağına inanıyordum.İyi biliyordum.Ailemi ikna etmeye çalıştığımda her defasında beni yargılıyorlardı ama bu hayat benim hayatım.

Her defasında aynı kalıp cümle;

-‘Oğlum oku,adam ol,eline mesleğini al sonra hayallerini gerçekleştir.’

-‘Ama siz neden bana hep karışıyorsunuz,her defasında’oku’diyorsunuz,hem okuyup,hem yazıyorum işte,ne zararı var size.’diyorum kendi içimde avaz avaz bağırarak.

Ben böyle diyince ailem kızıyordu bana ve ben de hiç aldırış etmiyordum.Yazar olmayı başardığım gün,ailemin ayaklarına gidip,onlara hayallerimi gerçekleştirdim artık.Ve iyi bir mesleğimde var diyecektim.Her defasında düşünüp,duruyordum.Odama çekilip,kalemi elime alıyor,içimi boş kağıtlara dökmeye çalışıyor,o boş kağıtların doluluğunu görmeyi tercih ediyordum.Hayat boş değil,hayatı boş yapan biz insanlarız.İnsan en iyi düşünen varlıktır,bunu bilin ya da bilmeyin ama en kısa zamanda bilmeyi iyi bilin.Yaşanmış hayatlar bilmediğimiz bir gün yaşanmamış hayatlara dönüşür.Ailemin sevgisi bana karşı az gibiydi.Bunu hissediyordum.Onları seviyordum,fakat hayallerime karşı çıktıkları için biraz öfke hissi duyuyordum.Hiç bir zaman kimsenin baskısı altında kalmayın.Kötü olan insanın kalbi kötüyse,iyi insanında kalbi her zaman iyidir.Kitapları seviyorum,kitapları sevdiğim için yazı yazmayı da seviyorum.Birinci sınıftan beri kitap okuyorum,her defasında kitap okumak insanın hayatına iyi şeyler katıyor.Katmaması mümkün değil.Kattığı için zaten iyiyi,kötüyü,yanlışı,doğruyu öğrendim.Öğrenmekle iyi edindim,çünkü kimsenin kalbini kırmayı tercih etmem.Allah’ın verdiği candaki organı kırmayı,üzmeyi,aşağılayıcı duygular ile kötüyü benimsetmeyi sevmem.Belki hüzünlü bir insanı teselli etmek gerekir,belki onu anlamak gerekir,belki onu anlamak için bir sebep gerekir.Ailemi her defasında seviyordum,onları sevmek için bir sebep bulmaya çalışıyordum.Bazen buluyordum,bazen bulamıyordum.Karanlık perdelerin arkasında gizlenmiş,soğuk insan gibi kalmıştım sanki.Akşamları zehir,gündüzleri panzehir gibi geliyordu bana.Hayat bazen umut dolu,bazen umutsuz.Ama pes etmedim.Pes etmek,hayallerinin son bulması demektir.Yalnız kaldığım vakit bile,yazı yazıyordum.Çünkü yazı yazmak için haklı sebeplerim vardı. Her defasında bulunan,düşünülen,ağlatan,güldüren haklı sebeplerin kötü yanları bir gün son bulacaktı.Bundan emindim,belki de yanılıyor olabilirdim.Kitaplarım ile mutluydum,tüm yaşanmışlarımı onlar ile paylaşıyordum,onlar benim arkadaşımdı.Sanki sadece beni anlayan onlardı.Kitapları tanımayı birinci sınıfta öğrenmiştim.Eğitimin birinci yılı olduğu için mutluydum.Esra öğretmenim sayesinde kitaplara daha çok bağlanmıştım birinci sınıfta.İlk baktığımda garip misilleme gibi gelmişti.Sonra okuma yazmayı öğrendiğimde mutlu bir kişilik benimsemesi gibi gelmişti.Konuşma zorluğum olduğu içinde,daha çok kitapları sevmiştim.Okuya okuya konuşmamın düzeleceğini öğrenmiştim.Bu yüzden her gün iki-üç kitap bitirirdim.Fakat sayfa sayısı on altı-yirmi sayfa arasında değişiyordu.Yaşıma uygun kitaplar okuyordum,çok küçüktüm.Bilmemekten başlayıp,bilmeye kadar gitmek istiyordum.Bunu başaracağımı biliyordum.Sadece bilmek yetmez,inanmakta önemlidir.Bir şeye inandığın vakit onu başaracaksın demek ki.Başarmak için bir şeye inanmak gerek.İnanmazsan demek ki pes etmişsin.Pes etmek yerine inansan daha iyi olmaz mıydı?Pes etmek yerine,azim,hırs,gayret gösterseydin mükemmel olmaz mıydı?Olurdu.Hiç ummadığın kadar her şey hârika olurdu.Ben pes etmek yerine başarmayı seçtim.Şu anda da başarmayı seçiyorum.Hayatının mükemmel olmasını kim istemez ki?Bu yüzden pes etmemek gerekir.Başarmanın da özgüvenini kitaplardan alıyordum.Kitap okumak insanın özgüvenini arttırır.Yazar olmayı kendime inandırmıştım.O birinci sınıfta okuduğum fabl kitaplar ile de kendimi iyi birisi olarak görmüştüm.Kendimi hep iyiliğe teşvik ediyordum.Kötülüğe meyilli olmamaya gayret ediyordum.Eğitim yıllarım devam ettikçe,kademe kademe kendime özgüvenim her geçen gün daha fazla artıyor,kitapları daha çok seviyor ve kitap türlerimi değiştirmeyi planlıyordum.Değiştirdim de,yüz temel eserlerden okumaya başladım.Konuşmam düzeliyordu.Konuşmamın sebebi halamın oğlu Metin yüzünden olmuştu.Şaka uğruna çöp konteynerine attı beni,korkudan konuşma zorluğum başlamıştı.Güzel konuşamayınca ona kızmak,öfke kusmak yerine,kendime kızıyor,kendime öfke kusuyordum.Ama kitaplar sayesinde azalmıştı konuşma zorluğum.Bana en çok tepkiyi gösteren babamdı.İlk konuşma zorluğum olduğu zamanlar,bana çok kızıyor ve düzgün konuşamayınca bana tokat atıyordu.Ben de onun yanında konuşmuyordum.Eğitim yılına başlamadan önceydi bunlar.Başladığımda demiştim ya ‘Özgüvenim çok arttı.’diye.Arttığı için babamı aldırış etmiyordum,inadına onun yanında konuşuyordum.Sonra beni psikoloğa götürmeye karar verdi.Babamla hafta sonları psikoloğa gitmiştik.Bana düzgün konuşabildiğim zaman parlayan yıldız veriyordu psikolog.Parlayan yıldızları odama yapıştırıyordum.Yedi yaşında artık psikoloğa babam götürmemeye karar verdi.Nedenini iyi bilmiyordum.Ama ben yine hayata karşı pes etmedim.Sekiz-dokuz yaşında kitap okumamı kat kat arttırdım.Ve daha farklı tedaviler görmeye başladım.Balon şişiriyordum,düzenli nefes alıp veriyordum.Çevremden aldığım tavsiyeler ile kendi kendimi tedavi ediyordum.Bir an önce geçmesini istiyordum.Her gece Allah’a dualar ediyordum.

Ailem de bana destek veriyordu birazcık.Ailemin sorunları yüzünden,kitap okumamı azaltmıştım.Onların sorunları beni etkiliyordu her geçen gün.Pes etmeye başlar gibi oldum.Sonra kendi kendime nasihat ve öğütler vermeye başladım.

-‘Sen ne yapıyorsun Faruk!’

-‘Ne yapıyorum!’

-‘Hani sen yazar olacaktın,hani sen pes etmeyecektin.’

-‘Ama ne yapayım,demek pes etmek gerekiyormuş.’

-‘Saçma saçma konuşma lütfen,pes edip hayallerini kaybetmek mi istiyorsun?’

-‘Hayır tabi ki ama ne yapayım?’

-‘Ne yap biliyor musun?Otur oturduğun yere ve pes etmemeyi düşün,sonra öğren.’

-‘Ya pes edersem.’

-‘Pes edersen o zaman kaybetmişsindir.Demek ki kurduğun hayaller boşa gider ve ömür boyu pişmanlık duyacağın şeyi unutamazsın.’

-‘Haklı olabilirsin.’

-‘Haklıyım tabi,haklı olmasam sana bunları söylemezdim.’

Kendi kendine konuşan bir insan deli midir?Değildir!Ben içimdeki ses ve kendimi konuşturmaya karar vermeye çalıştım.Sonra içimdeki sesi dinledim ve beni pes etmekten kurtaran  o oldu.On üç-on dört yaşında bir şeyler karalamaya başladım.Karaladığım vakit,iyi bir yazar olmaya gitme yolunu başaracağıma inanıyordum.Tecrübe almadan yazdığım için bazı yazdıklarım bana garip gelebiliyordu.İlk karaladığım şey bir şiirdi ve şiiri sevmeye başlamıştım.Ama şiir okumazdım.Gördüğüm yerlerden okurdum sadece.Hiç şiir kitabı edinmedim.Şiir yazmakta iyiye ilerliyordum.Ben tarz olarak,özgün şiiri seçmiştim.Karalıyordum her geçen gün bir şeyler.Yazdıklarım sanki sayfalara sığmıyor,bana sonsuz yeni ufuklar açıyordu.Kitapların bana verdiği bilgilerden kısaca her şeyinden meyvesini alıyordum.Bir söz vardır’Kitap okumak insanın beynini,zihnini,kalbini açar.’ve doğru bir söz.Gerçekten açtığı kesindi,açmasa karalama yaparken yazar ya da şair olacağıma inanmazdım.Ortaokuldan mezun olmuştum.Lise hayatına atılacaktım.Önce garip ve zor gibi gelsede zamanla alıştım.Artık yazar olacağım kesindi.İnanmak için kendime güveniyordum.İlk şiir kitabım bitmişti ve yeni bir kitap yazmaya karar verdim.Bu yeni kitabım otobiyogrofik bir romandı.Lise hayatına devam ettikçe yeni şeyler öğrendim.Sınavlar falan derken,üniversiteyi kazandım.Yazar olacağım için felsefe bölümü okumak istiyordum.İstediğim bölümü kazandığım için çok mutlu ve memnundum.İkinci kitabımıda iki yıla aşkîn bir süre içinde bitirmiştim.Artık kendime sponsor bulmanın vakti gelip,geçiyordu.Beni yazar olmam konusunda en çok etkileyen yazarlardan’’Ömer Seyfettin,Özdemir Asaf,Can Yücel,Cemal Süreya,Nazım Hikmet,Necip Fazıl Kısakürek,Attila İlhan,Orhan Veli Kanık,Peyami Safa,Jules Verne,Nietzsche…’ v.b yazarlardı.Şiir yeteneğimin daha çok gelişmesi için şairleri araştırdım ve onların şiirlerini okumaya karar verdim.En kısa zamanda da bir yerden sponsorluk teklifi gelecekti.Birkaç yere başvuruda bulunmuştum.Babamda üniversiteyi kazandığım için en büyük destekçim olmuştu.Babamın yardımı ile de sponsorumuzu bulmuştuk.Ve kitabım basıldığında tanınmış bir yazar olmaya hak kazanacaktım.Aylar sonra iki yüz elli bin adetinde ilk kitabım olan ‘’Özgür Şiir’’adlı kitabım basıldı.Milyonlarca kitap okuyucularının eleştirilerini alıyordum.Bu benim için iyi bir fırsat olmuştu.Onların eleştirileri sayesinde kendimi daha çok geliştirebilecektim.’’Özgür Şiir’’adlı kitabım stoklarda tükenmişti artık.O kadar çok mutlu olmuştum ki,pes etmediğim için.Eğer pes etseydim buralarda olamazdım.İmza günü için tarih belirlendi.İmza gününde bile çok heyecanlıydım.Milyonlarca insan benden imza bekliyordu.Mutlu ve heyecanlı bir şekilde imzalarımı atıyordum.Artık tanınmış bir yazar olmuştum.Kitap satışından kazandığım parayla yoksullara yardım etmek istedim.Para benim için önemli değildi.Benim için önemli olan tek şey dualar ve bilgiler.İyi bir insan olmaya çalıştım hep,kötü alışkanlığımın olmaması için çırpındım durdum.Yoksulları sevindirdikten sonra,onların dualarıyla yeniden doğdum.İkinci kitabım olan’’17 Yıl!’’ adlı kitabımıda bir yıl sonra basmaya karar verdim.Hemen kitap bastırmak istemedim,düşünmem gereken ve yapmam gereken planlar vardı.Yoksullar ve yardıma muhtaç insanlar için bir şeyler planlıyordum.Destek alıyordum etrafımdan,üniversitemden.Tanınmış bir kişi olarak,insanları iyiye teşvik ediyor ve onlara pes etmemeyi öğretiyordum.Ne demiş Nietzsche’’Kendi’nizdir ölmek ve hayattan kopmak arzusunda olan.’’pes etmeyin ki hayattan kopmayın…

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir