Bizimle iletişime geçin

Yazarlar

Moda ve Mimarlık İlişkisi

Moda ve Mimarlık arasında ilişki var mıdır sorusuna, insanların büyük bir bölümü; yoktur diyebilir. Ancak, moda ve mimarlık farklı disiplinler gibi görünseler de, birçok ortak noktaya sahiptirler. Her iki disiplin de insan bedenini koruma ve barındırmanın yanı sıra; insanın kişisel, kültürel, sosyal, inançsal ve siyasi kimliğini yansıtması açısından önemli bir araçtırlar. Her iki disiplinin de ortak paydaları renk, çizgi ve formdur. Bu yüzden yüzyıllar boyunca bu iki disiplin birbirini etkilemiş, birbirlerinden esinlenmiş ve sürekli yenilenen tasarımlar ortaya çıkarmışlardır. İnsanoğlu, tarihsel süreç içerisinde yaşadığı çevrenin iklimsel ve coğrafi şartlarından ötürü öncelikle, çevresinde gördüğü hayvanlara mimetik davranış içerisinde örtünmüştür. Örtünmeyi takip eden aşamalar işlevsel örtünme, giyinme ve beğeniye yaslı giyim tarzıdır. Değişim gösteren toplumsal yaşam, giyimi de etkisi altına alarak farklı anlamlar içermesini gerektirmiştir. Geçmişte giyim, zenginlik, sosyal statü, düzene başkaldırı gibi göstergeleri taşısa da, günümüzde giyim kişinin kendini ifade etmesi özelliği ile kişinin iletişim yönünü ortaya koymaktadır. Tüm bu değişimler, kişinin yaşadığı sosyal çevredeki siyasi, psikolojik, ekonomik ve kültürel etkenlere bağlı olarak etkileşim içerisinde beklenti ve gereksinimlerine bağlı olarak moda haline gelmiş ve zaman içinde kendini yenilemiştir. Moda olgusu, toplumların en varsıl kesimi olan kraliyet çevresinde yeşermiş, Endüstri Devrimi ile gelişmiştir. İnsanoğlunu çevresel faktörlerden koruyan bir diğer olgu yaşadığı mekandır. Kişi kılık kıyafetinde değişimler gerçekleştirirken eş güdümlü olarak beğenisini yaşadığı mekana da taşımıştır. İlk zamanlarda sadece korunmak amacıyla oluşturulan yaşam alanını, daha sonraki dönemlerde kendine özgü estetik anlayış, kültürel birikimi ile farklılaştırmıştır. Yani evini, psikolojik, işlevsel ve konfora yaslı olarak yuva haline getirmek istemiştir. Giyim kuşam konusunda kullanılmakta olan Moda tanımı, yaşam mekanına, ortak kullanılan toplum hizmetindeki mekanlara, köye, kente taşınmıştır. Endüstri Devrimi sonrasında dünya üzerindeki değişimler; Art Nouveau, Art Deco, Kübizm, Futurizm, Süprematizm, Konstrüktivizm, Pürizm, Bauhaus, Dekonstrüktivizm, Minimalizm, Postmodernizm gibi yeni akımların ortaya çıkmasına zemin hazırlamış ve bu akımlar iç mekan, dış mekan ve giyim kuşamı, öne çıkan renk, çizgi form gibi unsurlarıyla değiştirmiş; etkisi altına almıştır.

MODA VE MİMARLIK İLİŞKİSİ

Moda ve Mimarlık arasında ilişki var mıdır sorusuna, insanların büyük bir bölümü; yoktur diyebilir. Ancak, moda ve mimarlık farklı disiplinler gibi görünseler de, birçok ortak noktaya sahiptirler. Her iki disiplin de insan bedenini koruma ve barındırmanın yanı sıra; insanın kişisel, kültürel, sosyal, inançsal ve siyasi kimliğini yansıtması açısından önemli bir araçtırlar. Her iki disiplinin de ortak paydaları renk, çizgi ve formdur. Bu yüzden yüzyıllar boyunca bu iki disiplin birbirini etkilemiş, birbirlerinden esinlenmiş ve sürekli yenilenen tasarımlar ortaya çıkarmışlardır. İnsanoğlu, tarihsel süreç içerisinde yaşadığı çevrenin iklimsel ve coğrafi şartlarından ötürü öncelikle, çevresinde gördüğü hayvanlara mimetik davranış içerisinde örtünmüştür. Örtünmeyi takip eden aşamalar işlevsel örtünme, giyinme ve beğeniye yaslı giyim tarzıdır. Değişim gösteren toplumsal yaşam, giyimi de etkisi altına alarak farklı anlamlar içermesini gerektirmiştir. Geçmişte giyim, zenginlik, sosyal statü, düzene başkaldırı gibi göstergeleri taşısa da, günümüzde giyim kişinin kendini ifade etmesi özelliği ile kişinin iletişim yönünü ortaya koymaktadır. Tüm bu değişimler, kişinin yaşadığı sosyal çevredeki siyasi, psikolojik, ekonomik ve kültürel etkenlere bağlı olarak etkileşim içerisinde beklenti ve gereksinimlerine bağlı olarak moda haline gelmiş ve zaman içinde kendini yenilemiştir. Moda olgusu, toplumların en varsıl kesimi olan kraliyet çevresinde yeşermiş, Endüstri Devrimi ile gelişmiştir. İnsanoğlunu çevresel faktörlerden koruyan bir diğer olgu yaşadığı mekandır. Kişi kılık kıyafetinde değişimler gerçekleştirirken eş güdümlü olarak beğenisini yaşadığı mekana da taşımıştır. İlk zamanlarda sadece korunmak amacıyla oluşturulan yaşam alanını, daha sonraki dönemlerde kendine özgü estetik anlayış, kültürel birikimi ile farklılaştırmıştır. Yani evini, psikolojik, işlevsel ve konfora yaslı olarak yuva haline getirmek istemiştir. Giyim kuşam konusunda kullanılmakta olan Moda tanımı, yaşam mekanına, ortak kullanılan toplum hizmetindeki mekanlara, köye, kente taşınmıştır. Endüstri Devrimi sonrasında dünya üzerindeki değişimler; Art Nouveau, Art Deco, Kübizm, Futurizm, Süprematizm, Konstrüktivizm, Pürizm, Bauhaus, Dekonstrüktivizm, Minimalizm, Postmodernizm gibi yeni akımların ortaya çıkmasına zemin hazırlamış ve bu akımlar iç mekan, dış mekan ve giyim kuşamı, öne çıkan renk, çizgi form gibi unsurlarıyla değiştirmiş; etkisi altına almıştır.

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir