Bizimle iletişime geçin

Yazarlar

Meme Kanseri ve Demir Seviyeleri

Dr. Öğr. Üyesi Tuba MUTLU TURGUT

İstanbul Arel Üniversitesi

Meme kanseri, kadınlarda en yaygın görülen kanser tipidir. Son zamanlarda bu hastalığın nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda kadınlardaki demir düzeyleri ile östrojen ilişkisi üzerinde durulmaktadır. Demir birçok canlı için temel bir element olup, yaşamsal öneme sahiptir. Bu sebeple, hücreler yeterli miktarda demire sahip olmak zorundadır. Diğer yandan, demir düzeylerinin yükselmesi serbest radikallerin oluşumuna neden olduğu için hücresel hasarlara da neden olabilir. Demir metabolizması ile ilgili bozuklukların çeşitli hastalıklara yol açmakta olduğu öteden beri bilinmektedir. Kanser de bunlardan biridir. Nitekim son zamanlarda da meme kanseri olan hastalarda demir metabolizması ile ilgili bazı genlerin yapı ve işlevlerinde bozukluklar olduğu anlaşılmıştır. Araştırmalar birbiriyle çelişkili gibi görünen sonuçlar ortaya koymakla birlikte bu süreçlerin mekanizmasının aydınlatılması tedavi süreçlerine yeni yaklaşımlar getirmesi açısından değerli olacaktır. Genel olarak kabul edilen menopoz öncesi kadınlarda mensturasyon sırasında ortalama kan kaybının ayda 35 mL olduğudur. 10-80 mL arası ise sağlıklı kabul edilir. İşte bu kan kaybından dolayı da menopoz öncesi kadınlarda demir eksikliği daha fazla görülmektedir. Yapılan çalışmalar kadın metabolizmasında östrojen kadar önemli olan demirin menapoza geçiş dönemindeki düzeylerinin meme kanseri gelişiminde ve hastalığın nüks etmesinde etkili olabileceğini göstermektedir. Araştırmacılar östrojenin, tümör büyümesini uyardığını ve aynı zamanda östradiolün genotoksik metabolitlerinin oluşumuna neden olarak meme kanseri oluşumunu tetiklediğini göstermektedir. Demir kaynaklı oksidatif stresin ise bu genotoksik metabolitlerin üretimini arttırabileceğini düşünülebilir. Bu bakış açısıyla demir ve östrojen sinerjik çalışarak meme kanser gelişimine katkı sağlayabilir. Gerçekten de özellikle menopoz sonrası kadınlarda artmış demir konsantrasyonu dikkat çekmektedir. Bununla birlikte bu kadınlardaki düşük östrojen seviyelerinin tespit edilmesinin kanser riskini nasıl artırdığının açıklanması gerekir. Diğer taraftan premenopoz dönemde demir eksikliği olan ve aynı zamanda östrojen seviyeleri yüksek kadınlarda artan hipoksik durumun meme kanseri riskini artırmakta olduğu da bulgular arasındadır. Hastalıktan sorumlu belirli bir faktör veya mekanizmanın belirlenmesi oldukça karmaşıktır. Araştırıcılar burada konu ettiğimiz demir eksikliği ve meme kanseri arasındaki ilişki netlik kazanırsa tedavi için yeni stratejiler geliştirilebileceğini düşünmektedir. Bu nedenle menopoz öncesi hastalara ameliyattan önce demir takviyesi yaplıması yararlı olabilir. Menopoz sonrası dönemdek ise demir düzeylerini düşürmeye yönelik tedaviler düşünülebilir. Her iki durumda da kliniğe yansıyabilecek uygulamalar için daha fazla çalışmaya gereksinim olduğu açıktır

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir