Bizimle iletişime geçin

Yazarlar

Covid -19 ve Devletler Arası Savaş Riski

 

Doç. Dr. Oktay Bingöl
Uluslararası İlişkiler (İng.) Bölüm Başkanı, Arel USAM Müdürü

Son büyük savaşın bittiği 1945’ten günümüze, dünyada değişik yoğunlukta yüzlerce silahlı çatışma vuku buldu ancak birkaçında ulus devletler doğrudan, açık olarak ve resmi üniformalı ordularıyla karşı karşıya geldi. Doğrudan devletler arası savaşın azlığı, II. Dünya Savaşı sonrası hızla yaygınlaşan nükleer silahların caydırıcılığı, demokrasilerin yaygınlaşması, BM gibi örgütlerin ve uluslararası iş birliğinin artması, ekonomide ve ticarette karşılıklı bağımlılık, toplumlar ve bireyler arasında artan karşılıklı bağlantılılık olgularıyla açıklanırdı.

Bir yıla yaklaşan Covid-19 salgını döneminde, uluslararası iş birliği yerine realist kuramcıları doğrular şekilde “kendi başının çaresine bakmanın” (self-help) hâkim olmasına, ırkçı eğilimlerin artmasına, demokrasinin düşüşüne, tam ve yarı otokrasilerin ise yükselişine, serbest ticaret yerine ekonomik milliyetçiliğin ivme kazanmasına tanık oluyoruz. Bu eğilimlerin kalıcılığı kesin değil ancak bu yöndeki göstergeler çok güçlü. Bu durum önümüzdeki pandemi sonrası dönemde devletler arası savaş riskinin ciddiyetini destekliyor.

Devletler arası savaş riskini artıran diğer bir dinamik ise iç savaşlara dış güçlerin doğrudan ve dolaylı katılımının artmış olması. 2020 yılı itibariyle dünyada hâlen silahlı şiddet içeren büyük çaplı ve devlet tabanlı 80 çatışma var. Bunların tamamına yakını farklı şiddet yoğunluğunda devlet içi çatışmalar. Son dönemlerin iç savaşları daha yıkıcı, uzun süreli ve çözüme karşı dirençli. Çoğunda ırksal, etnik, dinsel, mezhepsel ve sınıfsal etmenler iç içe geçmiş, çatışma konuları çeşitlenmiş, neden-sonuç ilişkisi kaybolmuş durumda.

Bu tür iç savaşların sonuçlarını ağırlaştıran ve yıkıcılığını artıran bir diğer önemli faktör, bölge içi ve bölge dışı devletlerin çatışmalara örtülü veya yarı açık dâhil olması. Çatışan grupların içindeki en radikal unsurlara verilen maddi destekler yerel koşullara göre çok yüksek olabiliyor. Maddi teşvikler, yağma ve talan fırsatı ile birleştiğinde kuraldan, değerden, ahlaktan ve vicdandan yoksun, kendi insan türüne her tür işkenceyi yapabilecek ‘vekil (proxy) savaşçılar!’ yaratıyor. Bu tür grupların çoğunluğu yabancı terörist savaşçılara, paralı ve kiralık askerlere ve bir tür ‘şiddet virüslerine’ dönüşüyorlar, para ve ödül karşılığı sıklıkla taraf ve mekân değiştirip, çatışmaların yıkıcılığını artırıyorlar.

Diğer taraftan bu şiddet virüsleri zamanla mutasyona uğrayıp, kendilerini yaratanlara saldırmaya başlıyor. 1980’lerde Sovyetlerin Afganistan işgalinde mücahitlerin içindeki en uçtakileri destekleyen ABD’nin yarattığı El-Kaide bunun tipik örneğidir. Bu tür grupların kendilerini destekleyen devletleri savaşa sürükledikleri durumlar istisna değildir. Bu risk Covid-19 sonrasında daha yüksek olacaktır.

Ne yapmalıyız sorusuna gelince fazla seçenek yok. Dünyamıza zeki ve ahlaklı liderlerin önderliğinde iyi yönetimler hâkim olursa çözüm zor olsa bile imkânsız değil. Bu tür bir varsayım olanaklı değilse, her şeye karşın karşılıklı bağlantılılığa güvenip dünyanın asıl sahiplerinin, suça ve yağmaya bulaşmamış insanlarımızın aklıselimine sığınmalıyız.

Continue Reading
Yorum Yap

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir