Aliyev “Düşmanı Topraklarımızdan Kovduk, Herkes Bu Gerçekliği Kabullenecek

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Laçın’de işgal 28 yıl sonra sona erdi.  Laçın bölgesinin kurtuluşu tarihi bir olaydır. Tek bir kurşun atmadan Laçin bölgesine döndük. Düşmanı buna zorladık. Savaş sahasında elde ettiğimiz parlak zaferimiz bu harika sonucuna yol açtı. Üç bölgemiz – Ağdam, Kelbecer ve Laçın bize geri döndü. Tek el ateş etmeden, şehit vermeden bu bölgelere döndük.

Laçınlıları kısa süre içinde kentlerine geri döndürmek bizim öncelikli görevimiz olacak.

İşgal edilen topraklarda karşılaştığımız manzara büyük üzüntü yarattı. Çünkü her şey yıkıldı, altyapı tahrip edildi, binalar yıkıldı, idari binalar yıkıldı. Şu anda, o yerlerde yaşamaya elverişli koşullar yok. Ama o bölgeleri, tüm ilçeleri restore edeceğiz, vatandaşlarımızın normal yaşamı için her adımı atacağız.

Bildiğiniz gibi ilk projeler çoktan uygulandı. İlgili fonlar Başkanın yedek fonundan tahsis edilmiştir. Fuzuli-Şuşa karayolu ve Berde-Ağdam demiryolu inşaatına başlandı. Bu da bizim bu çalışmayı maksimum verimlilikle ve aynı zamanda kısa sürede planladığımızı gösteriyor ki tüm işleri zaman kaybetmeden organize edebiliyoruz. Halihazırda ilgili bir devlet kurumu oluşturulmuş ve tüm bu çalışmalar koordineli olarak yürütülecektir.

Laçin bölgesinin stratejik önemi, Laçin koridorunun bölge topraklarından ve Laçin kentinden geçmesidir. Bildiğiniz gibi bu koridor Rus barışı koruma güçlerinin kontrolü altında. Laçın koridoru uzun yıllar Ermeni silahlı kuvvetleri ve işgalcilerinin kontrolü altındaydı. 10 Kasım’da imzalanan anlaşmanın ilk versiyonunda, bu koridorun Ermeni silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında kalması gerektiğine dair bir hüküm olduğunu söyleyebilirim. Ben karşı çıktım ve sonuç olarak koridor Rus barışı koruma güçlerinin kontrolü altına girdi. Bunun büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Laçin koridoru Ermeni işgal güçlerinden temizlendi.

Ayrıca, özellikle Şuşa’nın kurtarılışından kısa bir süre sonra, anlaşmanın ilk versiyonu üzerinde aktif çalışmaların sürdüğünü de belirtmeliyim. Metnin ilk versiyonunda Laçin koridorunun genişliğinin 30 kilometre olması öne sürüldü. Buna şiddetle karşı çıktım ve Ermeni tarafının bu iddiasının tamamen asılsız olduğunu söyledim. Koridor içinde güvenlik önlemlerini sağlamak için bu kadar geniş bir koridora ihtiyaç yok. Bu nedenle bunu tamamen kabul edilemez bir teklif olarak değerlendirip fikrimi dile getirdim. Ardından ikinci seçenekte Laçin koridorunun genişliği 10 kilometreyidi. Bunu kabul etmedim ve sonuç olarak 5 kilometre genişliğinde bir koridorda anlaşmaya varıldı.

Ermeni yönetiminin Laçin bölgesini Azerbaycan’a iade etme niyeti yoktu. Bize doğrudan söylenmemiş olsa da, Laçın bölgesinin bir şekilde Ermenistan’da kalması gerektiği düşüncesi her zaman vardı.

Ermeni tarafı genel olarak Laçın bölgesinin tamamının kendilerine bir koridor olarak verilmesi gerektiğine inanıyordu. Ne yazık ki bazı Batılı çevreler bu görüşü destekledi. Bu, Ermenistan’ın konumunu daha da uzlaşmaz hale getirdi ve düşman neredeyse tamamen ahlaksız hale geldi. Sonuç olarak Laçin bölgesinde çok ciddi bir yerleşim politikası izlendi.

Hep söyledim, Laçin, Kelbecer ve Şuşa Azerbaycan’a dönmezse anlaşma olmaz. Bu tutumun yabancı ülkelerde pek çok kişiyi rahatsız etti. Toprak bütünlüğümüzün yeniden sağlanması gerektiğini söyledim. Savaş seçeneğinin asla göz ardı edilmediğini söyledim. Biz güç topluyorduk, bu gücü demir yumruk haline getirdik, düşmanın belini kırdık ve bugün yeni bir gerçeklik yarattık. Bir yıl önce bile bazı insanlar bize mevcut gerçeklikle uzlaşmamızı söyledi, bugün de ben herkesin mevcut gerçeklikle uzlaşması gerektiğini söylüyorum.

Biz yeni gerçeklik yarattı. Zafer kazanarak, düşmanın kafasını ezerek, düşmanı topraklarımızdan kovarak yeni bir gerçeklik yarattık.  Herkes bu gerçeklikle uzlaşacak, uzlaşmaya mecbur kalacak. Tıpkı Ermenistan’ın yatığı gibi. Bu anlaşma Paşinyan tarafından imzaladı. Paşinyan aslında teslimiyet belgesi imzaladı. Ermenistan ya tamamen yıkılacak ya da anlaşma imzalanacaktı.

10 Kasım’da imzalanan anlaşmaya müdahale etmek isteyen olursa sert mukavemetimizi görecektir. Böyle girişimler var. Bu girişimlerin amacı anlaşmayı ihlal etmektir. Çünkü bu anlaşmayla, yeni bir güvenlik formatının ortaya çıkmış olması bazı insanları rahatsız ediyor. Türk-Rus Ortak Merkezinin kurulması yapılan açıklamayla onaylandı.

Düşmanın başını ezmeseydik, kendi rizasıyla bu topraklardan çıkmazdı. Yaklaşık 5 bin kilometre kareyi savaşarak kurtardık, aynı zamanda yaklaşık 5 bin kilometrekareye barışçıl bir şekilde geri döndük.  Düşmanın kafasını ezmeseydik, bu topraklardan asla gönüllü olarak çıkmazdı. Düşman bu işgali devam ettirmek istedi ve tüm çirkin işleri bu amaca hizmet etti.

Dağlık Karabağ’da bugün yaşayan herkes Azerbaycan vatandaşıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir