Gelişmekte olan ülkelerden zengin ülkelere çağrı

V20, zengin ülkelerin iklim krizinden etkilenen yoksul ülkelere acilen yardım etmesi gerektiğini söylüyor. COP27’nin ana odak noktalarından birinin kayıp ve hasar olması bekleniyor.

Küresel ısınmanın en kötü etkisi ile karşı karşıya kalan 20 ülke, kayıp ve hasar ödemeleri için önerilerde bulundu. Gelişmekte olan ülkeler, iklim krizine karşı erken önlem almamalarının onları giderek daha savunmasız hale getirmesi nedeniyle, zengin ülkelerin aşırı hava koşullarının tahribatından mustarip ülkelere yardım etmek için acilen bir plan geliştirmesi gerektiğini söyledi.

 

İklim krizinin en kötü etkileriyle karşı karşıya kalan ve bunlarla en az başa çıkabilen 20 savunmasız ülkeden oluşan V20, zengin ülkelerin iklimin neden olduğu “kayıp ve zarar” için nasıl ödeme yapması gerektiğine dair önerilerini açıkladı. Talepleri, 6 Kasım’da Mısır’da başlayacak olan COP27 BM iklim zirvesinde önemli bir konu başlıklarından biri olacak. Kayıp ve hasar, son zamanlarda Pakistan’ı vuran kasırgalar ve şiddetli sel gibi iklim çöküşünün en feci etkilerini içeriyor.

 

Maldivler Çevre Bakanı Shauna Aminath, dünyanın en zengin uluslarının, örneğin deniz duvarları inşa ederek veya doğal sel bariyerlerini koruyarak, yoksul ülkelerin aşırı hava koşullarına karşı dayanıklılıklarını geliştirmelerine yardımcı olabileceklerini söyledi.

 

Aminath, “Kayıp ve hasardan bahsetmemizin nedeni, yıllardır uyum finansmanında başarısız olmamızdır” dedi.

 

Zengin ülkelerin, 2020 yılına kadar yoksul ülkelere iklim finansmanı için yılda 100 milyar dolar sağlamaya yönelik devam eden taahhüdü hâlâ yerine getirilmedi ve akan paranın çoğu, orta gelirli ülkelerdeki emisyon azaltıcı projelere gidiyor.

 

Aminath, zengin ülkelerin COVID-19 salgınıyla başa çıkmak ve Ukrayna’ya yardım etmek için nakit bulduklarına dikkat çekti: “Yani sorunun para ya da teknoloji eksikliği olmadığı çok açık. Sorun siyasi irade eksikliği ve iklim krizini acil durum olarak görmeyi reddetmekten kaynaklanıyor” dedi.

 

Aminath’a göre, yoksul ülkelere karşı karşıya kaldıkları kayıp ve hasarlarda yardım etmek, aşırı hava koşullarının ani etkilerine karşı standart afet müdahalelerinin çok ötesinde bir aksiyona geçilmesini gerektiriyor.

 

Kasırgalar veya sel gibi iklimle ilgili afetler etkili olduğunda, yalnızca bağışçıların üzerinde yoğunlaştığı fiziksel altyapı değil, sağlık ve eğitim de dahil olmak üzere sosyal refah da bundan zarar görüyor.

 

Aminath, “Bunlar, bağışçıların ayrılmasından sonra geride kalan sosyal meseleler. Bir de ülke içinde yerinden edilme ve bunun sonucunda ortaya çıkan ve çok önemli olan sosyal entegrasyon sorunları var” dedi.

 

Birçok ülke, sağlık, eğitim ve insanları yoksulluktan kurtarmaya harcanabilecek bütçelerinin giderek artan bir bölümünü iklimin korunmasına harcıyor.

 

Aminath, “Herhangi bir kayıp ve hasar tartışması, bu sosyo-ekonomik etkileri kabul etmeli. İklim değişikliği, mali tabanımızın küçüldüğü anlamına geliyor ki bu da sosyal korumalarımızı etkiliyor” dedi.

 

V20, küresel seragazı emisyonlarının yaklaşık %80’ini üretenlerin, hem gelişmiş hem de hızla sanayileşen ülkelerden oluşan dünyanın en büyük ekonomileri olan G20 ülkeleri olduğuna dikkat çekiyor.

 

Şimdiye kadar, bazı ülkeler katı hedefler koymuş olsa da, G20 karbonu kesme konusunda sınırlı ilerleme kaydetti.

 

V20 tartışma belgesi, bir kayıp ve hasar fonu için para toplamak amacıyla petrol ve gaz üreticilerine veya sık uçan yolculara beklenmedik vergi koyma önerilerini içeriyor.

 

Bunların COP27’de benimsenmesi olasılık dahilinde değil, ancak genel bir kayıp ve hasar stratejisine dahil edilebilecek fon toplama ve tahsis etmenin çeşitli yollarını ortaya koyuyor.

 

Aminath, COP27’de kayıp ve hasar sorununun tamamen çözülmesinin olası olmadığını, ancak bu konuda hâlâ güçlü ilerleme kaydedilebileceğini söyledi: “Umarım kayıp ve zararı anlamlı bir şekilde düşünmeye başlayabiliriz.”

Post a Comment

#INSTAGRAM'da ArelNEWS