“Fosil yakıtlardan uzaklaşılmalı”

Makine Mühendisleri Odası’nın son çalışmasında fosil yakıt kullanım oranının yüksekliğine dikkat çekti.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin ( TMMOB ) son 12 yıldır hazırladığı Türkiye Enerji Görünümü Sunumu yayımlandı. Başta karbondioksit salınımı olmak üzere seragazı salımlarını düşürmek için yeni fosil yakıt üretim ve tüketiminin hızla azaltılması gerekliliğine rağmen bu konuda hâlâ bir sonuca varılamadı. Raporda, mevcut politikaların sürdürülmesi durumunda sorunların daha da artacağına, verilen taahhütlerin yerine getirilmesi halinde bile fosil yakıtların tüketimindeki azalmaların çok sınırlı olacağına dikkat çekildi.

 

Raporda şu noktalara vurgu yapıldı:

– 2050’de yenilenebilir enerji kaynaklarının payının ancak üçte iki olacağı, kalan üçte birinin ise fosil yakıtlar ve nükleer olacağı tahmin edilmekte. Sanayi Devriminden sonra hızla artan fosil yakıt tüketimi, çevreye zararlı kirleticiler yayan sanayi sektörlerinde üretim yoğunlaşması ciddi bir iklim sorununa işaret etmekte.

– Fosil yakıt kullanımından hızla uzaklaşılmadığı takdirde günümüzde 1,2 derece olan küresel ısınmanın yüzyıl sonunda 1,5 derece hatta 2,0 derece ile sınırlandırılması mümkün olamayacak.

– İklim krizi hava ve çevre kirliliğinin insan ve toplum yaşamına olumsuz etkilerini gidermek, iklim krizinin insan yaşamını ve doğayı tehdit eden kuraklık, denizlerin ısınmasını azaltmak için fosil yakıtların payı mutlaka radikal ve hızlı bir şekilde düşürülmeli.

– Dünya Meteoroloji Örgütü daha önce de 1980’den bugüne her 10 yıllık dönemin, bir önceki 10 yıldan daha sıcak olduğunu açıklamıştı. Büyük bir coğrafyaya ve farklı iklim bölgelerine sahip olan ülkemizde de afetlere dönüşen fazla sayıda ve türde şiddetli meteorolojik olaylar gözlenmektedir.

 

Örneklenecek olursa, iklim değişikliği nedeniyle:

– Su çevrimi yoğunlaşmaktadır. Bunun sonucu, su baskınlarına neden olan yağışlar olabildiği gibi, bazı bölgelerde şiddetli kuraklıklar da olabilir.

– Yağış rejimleri etkilenmektedir. Yağışlar yüksek enlemlerde artarken, subtropikal bölgelerin büyük kısımlarında azalacaktır. Muson yağmurlarında da değişiklikler olacaktır.

– 21. yüzyıl boyunca kıyılarda deniz seviyesi sürekli olarak yükselmeye devam edecek, bu nedenle alçak bölgelerde su baskınları yaşanacak, kıyısal erozyon artacağı gibi yüz yılda bir gözlemlenen aşırı deniz seviyesi yükselmesi olayları her zaman olabilecektir. Kuzey kutbunda buzullar ve buz tabakaları eriyecektir.

– Okyanuslar, daha sık deniz ısı dalgaları, artan asitleşme ve oksijen oranının düşmesi vb. sorunlarla karşı karşıya kalacak, bu sorunlar okyanus ekosistemlerini ve yaşamları, bu ekosistemlerle ilişkili insanları etkileyecektir.

 

Raporun öneriler bölümünde ise yer alan maddelerden bir bölümü şöyle:

– Enerji arzında, yenilenebilir kaynaklara ağırlık verilmeli ve kömür ve petrolün yanı sıra, doğalgazın da payı düşürülmeli. Ülkemiz aleyhine işleyen hükümleri iptal etmek ve yurt içi gaz üretimini arttırmak gerekmekte.

– Bugün yalnız yüzde 3’ü değerlendirilen güneşe dayalı elektrik üretim potansiyelinin değerlendirilmesi için, güneş enerjisi karşıtı yaklaşım devre dışı bırakılmalı, konan engeller kaldırılmalı ve bu sonsuz kaynaktan en yüksek düzeyde yararlanılmalı.

– Akkuyu ve Sinop NGS gibi riskli, dışa bağımlı, pahalı projeler iptal edilmeli.

– Kapitalizmin gereksiz tüketim, sürekli yeniden üretim sarmalının tetiklediği, genel olarak tüm enerji kaynaklarının, özel olarak işlevsel olmayan elektrik tüketiminin körüklenmesi anlayışından uzak durulmalı.

– Denizlerde kurulabilecek RES’lerde ise daha yola bile çıkılmamıştır. İlgili tüm kesimlerin katılımıyla deniz üstü RES’lerle ilgili bir yol haritası ve strateji belgesi hazırlamalı.

– Elektrik üretiminde fosil yakıtlı santralların payı azaltılmalı.

#INSTAGRAM'da ArelNEWS